Şimdi önümde iki seçenek var.
Ya sevmeğe karar verdiğimin beni sevmesini beklerim…
Ya da beni sevmeye karar vereni sevmeye çalışırım…
Öyle iyi anlıyorum ki beni seveni, bana yakın olmak için yaptığı ufak oyunları… çünkü bende benzerlerini yunus için yapıyorum… onun olduğu yerde bulunmaya çalışıyorum onu tanımaya çalışıyorum, beni fark etmesini, sevmesini istiyorum…
Yunus benim için ne konumdaysa bende çağdaş için aynı konumdayım… ikimizde bekliyoruz, hissedici bir karşılık beklediğimiz, bu oyunu iki kişilik yapacak bir işaret beklediğimiz…
Ve şimdi herkesin sahip olamayacağı seçenekler var elimde… sevmek mi istediğim, sevilmek mi… karar verecek olan benim…
Ve neredeyse sevilmeyi seçmek üzereyim ama sevmekten de vazgeçemiyorum… sevilmeyi seçersem bunu kendime nasıl açıklarım diye düşündüm… Çağatay geldi aklıma, iki kız arasında gidip gelmelerini grafik şeklinde anlatışı… benimki de onun gibi bir şey işte…
Şimdi hayal krallığımı iki kişi paylaşıyor… diğer tüm yüzler neredeyse silindi… kut sistemiyle yönetmeliyim belki, böylesi şimdilik daha kolay…
Çağdaş’a umut kırıntıları bırakıp, yunus’u izlemeye devam edicem…
17 Kasım 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder